Ankara, Kızılcahamam ilçesine bağlı Ankara-Çerkeş karayolu üzerinde, sırtını "ÇEYİL" meşeliğine dayamış, sol tarafında heybetli Işık Dağı, sağ tarafında Büyük Asar dağı bulunan, suyu; kuzpınar, hambarkaya ve arduçtan gelen; asırlık "TEKNE ÇAMI" ile kökleri Orta Asyaya dayanan, ayrıldığında insanın içine bir burukluk ve ateş düşüren, o tadına doyulmaz Gövel Suyu olan bir "ANADOLU KÖYÜ'DÜR."
Köyümüzü; hiç görmeyen, bilmeyen, kimseyi tanımayan, bir köyünün olduğunun farkında olmayan, biz kimlerdeniz, kimlerle akrabayız gibi şeyleri bilmeyen köye gelsin.
Arefe günleri ve Cenazelerde muhakkak gayret gösterip köye gelmeye çalışalım.
Bayram günleri de köye gelelim, akraba, komşu, hısım kavim ziyareti ile kabristan ziyareti yapıp dönelim olur mu.? olur.



27 Temmuz 2023 Perşembe

GELENEK VE GÖRENEKLERİMİZ



Genelde kiseköy şivesine göre aanadulmuşdur. 

AREFE =
Köyün gelenek ve göreneklerine en bağlı oldukları şeylerden bir tanesi Arefe Günleri Sıla-i Rahimde bulunmak üzere köye Atalarının mezarlarını ziyaret gelmektir. Arefe günü herkes neredeyse koşa koşa köye gelmeye çalışır. İkindi namazından sonra mezarlıkta herkes toplanır. Yasin, tabareke, amme ve diğer okunan surei celillerden sonra imamın yaptığı duaya hepbirden amin denir. Duadan sonra "bereket bereket" denilerek yere mendil veya takke açılarak köyün hayır hasenat işlerinde kullanılmak üzere para toplanır. Daha sonra herkes kendi mezarlarının başına gelerek sureler okuyarak ölmüşleri hakkında yaradandan niyazda bulunurlar. Arefe Ramazana denk geldiyse mümkünse yeri yurdu olanlar oruçlarını köyde açarlar. Şimdilerde köyün derneğinin düzenlemiş olduğu yeni bir örnek davranışla tüm köylülerimize arefe günü "SON İFTAR" yemeği verilmektedir.
  • En başta gelen geleneklerinden biri ise bir cenaze olduğunda cenaze sahiplerini yalnız bırakmayıp cenazeyi huşu ve saygı dolu bir şekilde ( selatu selamlar ve kelimei tevhitler ile yasin tebareke ve diğer surei celiller ) defin ederler.
  • Cenazenin arkasından dua ve niyazda bulunup iyiliğine şahitlik edip dünyalık ve ahretlik haklarını helal ederler. Eskiden bir cenaze olduğunda duyan duymayana iletmekte idi bazen iletişimin kurulamadığı zaman oluyordu ve cenazeye gelemeyenler üzülüyorlardı. Şimdilerde köylümüze "cep mesaj" sistemi ile ulaşılmakta cenazeye gideceklerde bentderesi-y.mahalle köprüsü-çiftlik kavşağı güzergahlarında beklemektedirler. 
  • Cenaze defnedildikten sonra köy konağında gelen misafirlere yemek verilir.
  • Not: Köy dennee köyümüz mezelliği edirafında düzenlemeler yapmış mezellikleri genişletmiş ve dal duvar çekdümüşledü.
  • Aşşağıköy mezarlığının biraz dar olmasından dolayı Akkaşgilin İdris Dağdelen (Allah rahmet eylesin)'in hayrına bağışlanan (1058 M2 Dünyalık mal) tarlanın bir bölümü de mezarlığa dahil edilmiştir. 


  • Tabut taşımak çok sevaptır. Aynı zamanda ibretliktir. İpret alumuyuz. almayuz.
İlk namazlar genelde KANDİL GECELERİ için söylenir. 
İkindin Namazından sonra O gün ev hanımları evde bişi neyi yapar.  
Cizleme, hevle, gıygana, goldan sepme neyi yapar caminin ööne getürüdü. 
Herkes orda toplanu bu özel günlerde hazırlanan bu nefis yiyecekleri gapuşularudu. Elindekini bitüren edirafına bakar ecük taa yokmu diye bakar bi sonraki KANDİL GECESİ'ni iple çekmeye başlardı. 
Köyde bayram namazı bitiminde köy meydanında toplanılırdı.( Sipahiler mahallesine yapılan camiden sonra bu 2019 yılında  Sipahiler Mahallesi camiinde Ramazan bayramı Namazaı kılınıp Namazı müteakip Sipahiler meydanında Bayramlaşma yaşanmıştır.) Herkes yaşına göre sıralanıp bayramlaşılır. Bu bayramlaşma köylünün birbirleri ile küslüklerinin veya kırgınlıklarının düzelmesini sağlar. Akrabalıklar guvetlenü. Unudulanlar hatırlanır. (Bayramlarda, Rahmetli Durmuş Akbaşa hoca bayramlaşma bitince dua ve niyazda bulunurdu. Yarabbi kör moskofun gözü çıksın tartufan olsun diye yıllarca böyle dua ederdi valla birgün urusya (Rusya) murusya galmadı dağıldı gumirisler de gayboldu esameleri galdı) Demekki herkes köyünde bu bayramlaşmaları yapmış olsa dualar Yaradanın izni ile müstecap olacaktır. Buradan tüm yafidüleri (yahudi) naletliyoruz. (Yüce Yaradan Ülkemizin ve Ümmeti Muhammedin birlik ve beraberliğine göz dikenlerin tuzaklarını boşa çıkarsın ve bizleri görünür görünmez kaza bela ve musibetlerden muhafaza buyursun.) 
Eskiden bide bayramlarda köy odasında veya havaların iyi olduğu zamatlarda orta yazıda neyi herkes evinde hazırladığı yemekleri burıya getürü, sıfralar hazurlanu çoluk çocuk buralarda yemek yiyelim diye o sıfrıdan bu sıfrıya goşallardı. 
Ramazan bayramınının birinci yemeği "sütlü" , gurban bayramınında tabiikine gavurma idi. ( et bi kütüğün üsdünde satırınan veyahutda keserinen gıyım gıyım gıyuludu. ondan keylimine yapılan gavurmanın veya kövtenin yanında yat.)

Eskiden bi yol veya köye su neyi getüleceği zamat köylü bi arıya gelir. Biribirlerine yardım ederekden yardımlaşırlardı. Birde parası olanlar parıynan veyahutda bir mal veya hizmet karşılığı #Emeci dutarlarımışıdına.
On onbeş santimlik bir odun parçasına zopa atılır öyle oynanudu.
Eskiden köyün en menşur oyunuymuşduna. Herkes genelde dibek başında toplanu oyun aaşam ezenine kadar sürermişidine.  Şimdi  nasıl oynandığı unudulduğu gibi nasu oynanduuda bilinmemektedir.
Çelik çomak oyunu gibi neyi bi oyun olduğudur.



     DÜĞÜN DERNEK  

Gız evine gına günü gadunnu gızlı toplanulu. Herkes üçeteeni giyer. Depeliklerini takar gınıya gelürler. Öyle erkeklerin arasında veya onların göreceklerü bi yerde oynanmazıdı. Defçiynen türkücü çalıp söylemiye başlıyınca adını bilemediğim o oyun oynanunudu. Defçi genelde bakır ilehennen çalardı türkücüde de bi ses oludu aman aman akıllara zarar. Erkeklerden bazı oyanuklar gündüzden evin tavanına (tavan derkene çatı değil) saklanula sevdüğü gızı orda seyrederidi, kimipti tavana çıkarsa o şanslı olurdu niye çünkü en öndedir. Bazıları evin damına, kimisi davar damına saklanu, kimisi temekten girmiye çaluşu, kimisi gaşlığa dırmanudu. Gına bi heleşeli geçerdi bi heleşeli geçerdi. Gınanın sonunda gadunnu gızlı bi sürmelim çekerleridi gelin ağladukça ağlar, anası ağladukça ağlar, onlar ağladukça herkes de ağlardı. Emme gelini goyvesen bi oynıyacakki fittir fittir edecek emme Gel gelelim velakin gınada ağlamak zorundadu.
Oğlan (damat) gınası pek gız gınası gadanak eylenceli olmaz emme genede oğlan gınası ile yapılanlar gomik olur. Damat tıraş ettürülü bazen adamı güldümek içün eşşek traşı yapulu, daamadı gandurula yüzüne un neyin serperler, kimipti yarışı yapulu, güveyiyi eyicene bi eylenceye alula, şakalaşmalar, falanda filanda uzayıp gider. Oğlan gınasında bide parası olan köçek getürü, tüfekler, tapancalar patladulu yanuk türküler söylenü, gece yarısı herkes havai fişekler eşliğinde evlerine daalu.


 

     YEMEKLERİMİZ   

 Yemek (gayıt) tarifleri Allah Rahmet eyliyesice ebemin anlatımıyla yazulmuşdu.
  Taaranalık göce deermene gönderülü. Deermenden gelen çekilmiş göce içine yovurt gatılıp eyice yonurulu.  Tekneden daşınca bi palanın üsdüne gonulmak üzere samallıın üstüne gonu. Güneşde guruyunca elde ovalanu. Ondan keyliminek elekden geçürülü.  Eccük taa gurudulunca hambara gonu. Bişürekene içine zızırtmayaa veya goyun veya geçinin gurudulmuş veya gavrulmuş ince baarsuu gonu.  Gaynıyınca üsdüne tereyağı gızdurulup içine nane gonup taaranın üsdüne dökülü. Eskiden öyle herkese bi tabak neyi yookene bi bakır tepsiye gotaruludu çorba üsdüne ataşda gevredilmiş ekmek neyi doğrayınca taata gaşuunan yi babam yi.
Sovan gavrulu patatis ve bulgur garuşdurulup bigurukda toz acı biber atılıp duzunu muzunu goyup talladan gelenin ööne gotarulu. Olmazsa olmazı ocakda ısıdılıp gevredilmiş ekmek.
Memişga   Pişmiş hamur kaşıkla parçalara bölünür, tereyağ kızdırılıp hamurun üstüne bolca dökülüp şeker serpilip gözelcee yenü.
Etli nafıt=  Bildiğimiz nohut yemeği.
Islama =  Bazlama ocakta ısıdulu iyice gevredülü ondan soona gaşuğa gelcek gadanak parçalara bölünü.  Üsdüne etsuyu dökülü,  o zamatları edirafa gözel bi goku yayulukine herges gaşuklar.  Gapış gapış gider. İyimi . Bazı memleketlerde buna "tirit" denir
Ekmaamuru =  Bazlama ocakta ısıdılıp iyice gevredülü ondan soona gaşuğa gelcek gadanak parçalara bölünü üsdüne sarmısaklı yoort eklenü üsdüne tereyağ gızdurulup toz biber dökülüp yemeğin üsdünde gezdürülü.
Bi ıslama çeşidi daha =  Bazlama ocakta ısıtulu iyice gevredülü ondan soona gaşuğa gelcek gada parçalara bölünüp tepsiye dizülü. Bi tenciri veya çenciriye su gonu üstüne sovan dooranu ecük piriç gonu. piriç bişiyince veyahudda yımışamıya varınca üsdüne yımırta gırulup garuşturulu ecük de kırmızı toz biber gonup ekmeen üsdüne dökülü.
Fasla gabaa =  Bal kabağının kabuğu soyulmaz iyicene yıkanıp içi ayıtlanu. Ondan keylimine gabak çay tabaandan ecük böyük parçalara ayrulu tencire veyahutda çenciriye üstüsde dizülü üsdüne eccük şeker serpilip bişürülü.
Gurufasille =  Gurufasille genelde göveçde bişürülüdü. İçinede biguruk gurbandan kalan kemük atuludu.
Sütlü =  Süt ve piriç gaynadulu ecük duz atılıp yimiye hazır hale getürülü.
Fasille gıyması =  Teze fasille gurudulu, sovan gavrulu içine bulgur gonu, bigurukda toz acı biber atılıp gışın sovuk havalarda zaaradan gelince gevredilmiş ekmeenen ıccak ıccak yinü.
Gıygana =  Unun içine iki yımırta gırulu ecükde suyunan ecüde  süt gonu çampalandıkdan soona ıccak tavıya gonu altı üsdü bişiyince sıfrıya böbele yesin diye gonu.  Genelde niyeyise böbelere yedürülüdü.
Cizleme =  Un su gatularak cıvuk hale getürülü.  Ocaklığa saç gonu altuna odun atulu. Sacın üsdüne guyrukya sürülü cuvuk hamur bi kepçiynen sacın üsdüne dökülü.  Bi oklavıynan inceldülü, biyannı bişiyince öteyannı da bişürülüp ıccak ıccak böbelere ve ev halkına yedürülü.
Yayla çöreği =  Güssonu yayladan gelenlerin un, kaymak ve yımırtıynan yaptıkları bu göç çöreği de gaymaklı olduu için pek güzel olurdu.  Herkes yayladan gelenlerin yolunu gözetlerdi. Bi gulak çörek  böbelere fazla verülüdü.
Eyşili = Sovan kavrulu içine ecük un gatılıp garuşturulu.  Ondan keyli patatis doğranu ecükde buldur atılıp gırmuzu toz biber gonulup iki tıngırdıyınca ocakdan indirilip sıfra veya taplının ortasındaki bakır tepsiye gotarılan yemeğin üsdüne alma eyşisi dökülüp gapış gapış yenir.
Bir Aşure çeşidi =  Göce, nafıt, gurufasille, gurudulmuş gurbandan galan gaburga kemüü ecük garüzüm su ve süt gonup eyice gaynaduktan keyli.   Gonu gomşuya daaduludu.
Goyultmaç =  Süzülmüş süt bi çenciriye gonu.  İçine biraz un gatıp goyulana gadanak çevrilip tepsiye gotarılan goyultmaç, ocakda ısıdılıp gevredilmiş guru ekmeenen gapış gapış yenü.
 Madıma veya badıma =   Harman yerlerinden toplanan madımalaklar samallıın tavanda gurudulu. Gışın haşlanu samursaklı yovurdunan üsdüne terayağ ve  gırmuzu toz biber serpilip gaşuk gaşuk yenü.
Küle gömme = Hamur mayıynan yovurulu. Tekneden daşmıya varınca. Ocağın zıccak külü biyanna gonu. Hamur yovallak bir şekilde burada bulunan ocaklığın zıcak daşına gonu üsdüne galın çimento kaadı gonu. En sonunda zıccak küller bunların üsdüne konarak gaylın ekmeen bişmesi beklenü.
Galle Gıyması =  Çükündürden (şeker pancarı) yapılan bi yemek olup nasıl yapılır tadı nasıldır bilmem.
Piyram =  Akdavar'ın erkeç olanu kesülüp. Tulumu çıkarulu. Guyuya odun atulup köz haline gelince akdavar guyuya sallandurulu, altuna da bakır bi ilehen gonuki etin suyu boşa gitmesin. Guyunun üsdü gapatulu iki üç sehet sona açulu bişmiş ipil ipil olmuş et goca bi tepsiye çıkarulu gapış gapış yenü. suyuna da ekmek banulu veyahutda pilaf yapulu. Piyramın gemüünü bile sıyıran olmuşdu.  Ogada zelletli olu piyram. 





GELENEK VE GÖRENEKLERİMİZE SAYIN MEHMET AKYOLDAN BİR ALINTI  
YAZI İLE DEVAM EDİYORUZ.
  • Yukarıkese köyünün insanları gelenek ve görenekleri ve yaşam tarzları ile kendilerine özgü bir tarz sergilemişlerdir.
Mesela erkekle kadın arasındaki farklılık hissedilir derecededir. Bazı yöre insanı gibi yalnız kadını çalıştırmak ve kendileri yan yatıp keyif çatmak gibi bir geleneğe sahip değillerdir. Kadın da çalışır ama esas sorumluluk ve yükümlülük erkeğin omuzlarındadır. Düğünleri, bayramları ve özel şenlik günleri ile de kendilerini ön plana çıkartırlar. Mesela kına geceleri erkekler için ayrı kadınlar için ayrıdır. Erkekler sinsin oynayarak geçirirler günlerini, kadınlar ise sabahlara kadar türküler söylerler, kına yakarlar, istedikleri gibi eğlenirler. Bu sırada delikanlılar sevgililerini bir kez yan gözle de olsa görebilmek, seyredebilmek için büyük uğraşı verirler ama kına gecesini korumakla mükellef koruyucular buna asla fırsat vermezler. Gelinin alınacağı gün güreş meydanı kurulur, köyün gençleri ve çevre köylerden gelen davetlilerle güreş tutarlar bu müsabakalar ikindi saatlerine kadar sürer ve ondan sonra gelin alma merasimi başlar ki atlara binilir, silahlar atılır ve unutulmayacak anılara imza atılır.
  • Bayramlarda ise namazdan sonra herkes birbiri ile bayramlaşır, daha sonra mahalleler arası silah atışları başlar.
Bilahare ortak hazırlanan yemekler yenir. Yemek çeşidi o kadar çoktur ki herkes daha çok yemek getirmek için adeta yarışır. Bu arada mahalleler arası davetler başlar. Her mahalle diğer mahalleleri davet eder, yine gidiş gelişlerde silahlar konuşur. Giysi olarak kadınlar üç etek giyerler, başlarında tepelik olur; saçlar uzun örülür, bir daldan bir dala sarılıverilirdi. Kızlar ise gelin olmadan önce tepelik yerine yazma ve altından saçları biraz görünecek şekilde çalınılırdı.
  • Kışları köylerde yazları ise belli bir oranda yani 4-5 aylığına yaylalarda geçerdi. Yazın bitişi ile kışın başlangıç noktasında mandıralarda kalındığı da görülürdü. Ancak bu göç ailenin tamamen yaylaya veya mandıraya gitmesi anlamında değildi.
Köyden irtibat kesilmez ve mutlaka bağlantı kurulur, hatta büyükler köyde kalırlardı. Yayla zamanları öyle estantanelerle doluydu ki, herkes yaylaya gitmek için gün sayardı. Çünkü davar ve sığırların çobanlara teslim edilmesinden sonra herkes kısa süre zarfında işini bitirir yayla şenlikleri başlardı. Hatta bazı zamanlarda bu eğlenceler sabahtan akşama kadar devam eder, bir de baksalar ki sığır ve davarları çoban gütmüş ve yerleşim alanlarına getirmiş olarak görülürdü. Yaylalarda evler göçebeler gibi çadırdan değil bilfiil evlerden (çantı veya taş örme ev gibi) oluşurdu. Herkesin sürü davarı, sığırı, oğlağı, buzağı olurdu. Çobanlarının yanında köpekler ve o köpeklerin ihtişamı herkesi imrendirirdi. Davarlar yaylımdan dönerken, daha sürü ufuktan gönür görülmez çobanlar tarafından silahlar atılır, yayladaki gençler ve karşı mahallenin gençleri buna mukabele eder ve karşılıklı atış yanlarındaki mermiler bitinceye kadar devam ederdi.
  • Kise köylülerin gelir kaynağı olan keçi, tiftik (tüytük), inekler, manda (camız veya kömüş) koyun, kuzu, buzağı, malak (kömüş yavrusu) zaman içinde devletin yanlış politikaları yüzünden yasaklandı (ormanda otlatmadılar-meralara çıkarmadılar) veya nüfus kalabalıklaştıkça ve ekim alanları ve yaylaklar azaldığından köylüler köyden şehre göç etmek durumunda kaldılar.
Yine de hem şehirde, hem de köylerde yaşama istidadı gösteren Yukarıkiseköylüler eskiden olduğu gibi evlerini en muhkem şekilde yapmakta(geydana-çantı-taş örme gibi), ata miraslarına sahip çıkmaktadırlar. Şehirlerde çalışarak, iş güç sahibi olarak emeklilik hakkına kavuşan kiseköylülerin çoğunlukla köylerine dönmeye başladıkları, devletin daha çok imkan vermesi halinde yeniden köylerde verimliliği geliştirme adına gayret gösterecekleri kesindir.
  • önemli bir not:
  • Şunu belirtmeden geçmemek lazım. Eskilerde belki fakirlik vardı.Yoksulluk vardı.Ama insanlar,akrabalar ve komşular arasında çok aziz bir yardımlaşma vefa ve insanlık vardı.
Çok yüksek bir ruh ve terbiye vardı.Hani Eshabı-Kiramdan biri bir savaştan sonra savaş meydanını ziyaret ediyor. Yakın akrabasından biri ağır yaralıdır.Su içirmek istiyor.Akrabası yanında sahipsiz bir yaralının su dediğini duyunca, suyu önce ona ikram etmesini istiyor. Ona götürünce o zat bir yanındakinin sesini duyup önce ona götür diyor. Su üçüncu kişiye varınca vefat ettiği görülüyor .Geri döndüğünce 2. nin ve 1. nin de vefat ettiğini görüyor. Su elinde kalıyor. Ashabı kiram böyle yüce idi. Eskiden köylülerimiz de öyle terbiyeli,yardımsever ve birbirini düşünürdü.
  • Kaynak kişi: Araştırmacı Gazeteci Yazar Mehmet Akyol


16 Mayıs 2023 Salı

TEKNE ÇAMI İLE İLGİLİ CİMERE YAZILAN

 Ankara Kızılcahamam Yukarıkese mahallesinin hemen arkasında Gökçe mevkii üst tarafında bulunan yerde "Tekne Çamı" adı ile aynı yerde bulunan Asırlık bir Çam ağacı bulunmaktadır.

Asırlık Ağacın kökleri, dalları zaman zaman insanlar tarafından acımadan kesilmekte, dibinde ateş yakılmakta, tarihi eser kazısı yapılmakta ve ağacın sıkı sıkıya sarıldığı kayalıklar da mezar taşı için kırılmaktadır.
Kızılcahamam Kaymakamlığı nezdinde "Bu ağaç biyolojik çeşitlilik ve ekolojik denge için doğaya bırakılmıştır" tabelası dışında herhangi bir koruyucu önlem yoktur. Atalarımızdan bize miras kalarak efsanelerini dinlediğimiz bu ağacın, gelecek nesillerimize efsane bir miras olarak bırakmak istiyoruz.
Lütfen bu Asırlık Çam ağacının incelerek "Anıt Ağaç" statüsünde değerlendirilmesini, arz ederim.

NOT: Konu ile ilgilenildiği takdirde kendi aracımla mevcut ağacın bulunduğu yere sizleri götürüp getirebilirim.

el cevap: 
            08.03.2023 13:47 tarihinde internet üzerinden başvuru alındı.
 08.03.2023 13:47 tarihinde CİMER tarafından ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI tarafına sevk edildi.
BU ANIT AĞAÇ BÖYLE KORUNABİLİR Mİ






KÖYÜMÜZÜN ÇEVRESİNDE ÇIKARTILACAK MADENLERLE İLGİLİ İTİRAZ DİLEKÇESİ

  


ANKARA İLİ KIZILCAHAMAM KAYMAKAMLIĞINA

KIZILCAHAMAM / ANKARA

 

İLGİ : E-53430385-220.02-4701396  sayılı Valilik yazısına Kaymakamlığın 2742 derkenar havaleli yazı

KONU :          Ankara Valiliği Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün E-53430385-220.02-4701396  sayılı yazısına Kaymakamlığınızca 05/10/2022 tarih, 2742 derkenar havaleli yazı ve ekindeki ilandaki  Benkar Madencilik tarafından çıkarılacak olan  Bentonit ve Kömür madenlerinin aranması ve çıkarılması sırasında oluşabilecek olumsuz etkilerden etkilenmemek için beyanlarımdır.

Ankara Valiliği Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün E-53430385-220.02-4701396 sayılı yazısına Kaymakamlığınızca 05/10/2022 tarih, 2742 derkenar havaleli yazı ve ekindeki ilanı öğrenmiş bulunmaktayım. Bu yazıya istinaden öncelikle Benkar Madencilik tarafından çıkarılacak olan Bentonit ve Kömür madenlerinin aranması ve çıkarılmasına itiraz ediyorum. Benkar madencilik tarafından maden aranması ve çıkarılmasını kabul etmemekle beraber maden arama ve çıkarılması sırasında oluşabilecek olumsuz etkiler için yapılacak olan ÇED toplantılarından bilgilendirilmem, ÇED toplantılarına katılmam, maden çalışmalarından dolayı maddi ve manevi mağdur edilmemem, İğceler, Yukarıkese, Yukarıçanlı ve Hıdırlar mahallerindeki adıma kayıtlı ve ortağı bulunduğum diğer taşınmazlar üzerindeki her türlü hakkımın saklı tutulmasını istiyorum.

İtiraz dayanaklarım;

1) 29/07/2002 tarihli 31907 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin Birinci Bölümündeki Madde 4-(1) ün (b), (h), (o), (s), (t), (u) bentleri, Madde 4 (aa) bendi, Madde 6 nın (b) bendi, Madde 8 in (4) bendi, Madde 9 un (1), (2), (3), (5) bentleri, Madde 11 in (3), (4) bentleri, Madde 17 nin (1) bendi uyarınca duyarlı bölgede bulunmam

2)  2872 Sayılı Çevre Kanunu ve İçme-Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmeliğe dayanılarak çıkarılan 29.12.2021 tarih 3713451 sayılı "Bakanlık Olur"ları ile 10.01.2022 tarihli yerel gazetelerde yayınlanarak yürürlüğe giren ASKİ kararında ÇED 1 ve ÇED 2 alanlarının Su havzası kapsamında bulunması

3) Her ne kadar Benkar Madenciliğin hazırlattığı PTD dosyasında olumsuz etkilerin azaltılacağı yazılsa da yıllık 20000 ton bentonit ve yıllık 20000 ton kömür madeninin aranması, çıkarılması ve taşınması sırasında yarılma, çökme, deprem oluşabilir, toz bulutları, gürültüler, çevre kirliliği ve gürültü kirliliği oluşturacaktır.

4) ÇED 2 alanı 15095 hektar ormanlık alanda 45 adet yarma noktası açılması demek, 15095 hektar ormanın (oksijenimizin) yok olması, demektir.

     Her türlü maddi ve manevi zararlarımın giderilmesi, her türlü haklarımızın saklı tutulması esasen Bentonit ve Kömür çıkarılması istenen bu bölge İğceler, Hıdırlar, Kasımlar, Yukarıkese ve Seyhamamı kaplıcaları, Yukarıçanlı, Belpınarı, Salın, Yağcıhüseyin, Beşkonak, Kavaközü, Süleler, Ayvacık, Bulak, Kızılcaören, Güvem, Başköy deresi ve köyleri, Acısu deresi ve köyleri olmak üzere İğceler Kasımlar köyü hudutlarında bulunan bu bölge hem hudut olarak hem de yarma noktaları olarak Hıdırlar köyü ile iç içe, yerleşim alanına da takribi 200 metre, Yukarıkese köyü hududunda bir ucundan köy yerleşim alanına 300 metre, bir diğer ucu Sipahiler’den takribi 1,5-2 km, Yukarıçanlı köyüne yine kuş uçumu takribi 1,5-2 km, Belpınar köyüne 2,5-3 km, Salın köyüne kuş uçumu 5 km, Beşkonak köyüne yine kuş uçumu 4-5 km, Kavaközü köyüne 2 km, Seyhamamı Kaplıcalarına 5 km, Güvem beldesi, Ayvacık ve Bulak köylerine de takribi 7-8 km mesafede olduğu, yarma noktaları itibariyle de tüm bu köyler ve civar köyler birebir etkilenmekte olduğu da ortadadır. 

    Tüm Kızılcahamam’ın havasını suyunu tarım ve hayvancılığını etkileyecek bir alandır. Bu bölgenin yarıçapı sadece 10 kilometre içinde kalan 30’un üzerinde köy ve yerleşim yeri bulunmakta Kızılcahamam’a da takribi kuş uçumu 15 kilometredir.

    Burada yapılacak bir madencilik araması çalışmaları sadece birbirine kuş uçumu 1 ila 3-5  kilometre mesafede olan köylerin halkını, havasını, suyunu, tarımını, hayvancılığını etkilemeyecek bu bölgedeki madencilik çalışmaları Ankara’nın temiz havasını, oksijenini sağlayan ormanlarımızı, tamamen Ankara’nın içme ve kullanma suyunu, tarımımızı ve hayvancılığımızı da sona erdirecektir. 

    En önemlisi de Ankara’nın içme suyu havzası olan bu bölgemizin tüm Kızılcahamamızın ve köylerine, Çamlıdere ve köylerine, Bolu ili Gerede ve köylerine, Çankırı ili Çerkeş ilçesi ve köylerine özellikle Yumaklı, Saraycık’tan başlayarak Dereköy, Kadıköy, Halkaun Dikenli’ye kadar olan köylerine, bu bölgenin kuraklaşmasına, çoraklaşmasına, ormanlarının azaltılmasına ya da kurumasına sebebiyet verecek yer üstü Güneş Enerjisi(GES) ve Rüzgar Enerjisi(RES) ile  tabiatı kirletecek fabrikalar yanı sıra yeraltı maden arama işlerine Bentonit ve Linyit veya başka hiçbir maden işletme ruhsatının verilmemesi, işletilmemesi bizim bu bölgemizin olduğu gibi tüm Ankara’nın içme suyu olan takribi 10 kilometre altında Eğrekkaya Barajı, Akyar Barajı, Kurtboğazı Barajı, Çamlıdere Bayındır Barajı ve Gerede Barajları Ankara'nın içme kullanma suyunu karşılamaktadır. 

    Bu saydığımız havzanın dışında Ankara'nın içme ve kullanma temiz su ihtiyacını karşılayacak, hiçbir bölge ve havza bulunmamaktadır. Dünyamızda ve ülkemizde iklim krizinin yaşandığı bu çağımızda, bu yüzyılımızda tüm Kızılcahamam ve köylerinde, Çamlıdere'de, Gerede'de ve Çankırı Çerkeş bölgesinde tabiatına, ormanına, merasına biz sahibi olduğumuz arsalarımıza , tarlalarımıza, yaylalarımıza, tarım alanlarımıza, otlak yerlerimize, Ankaranın akciğeri olan ormanlarımıza, hazineye ait arazilere yer altı ve yerüstüne bu tür hiçbir yatırım yapılmaması bizlerin ve tüm Ankara’nın temiz hava, temiz su, temiz gıdaya ulaşma ve yaşam hakkının korunması ve sağlanması için vazgeçilmez bir gerçek olduğu bilinmelidir.Saydığımız tüm bu bölgenin ve Ankara’nın başka bir su kaynağından içme ve kullanma suyunu karşılama imkanı kesinlikle yoktur. 

    Her türlü enerjinin ve madenin, Bentonit, Linyit ve diğerlerinin başka bir kaynaktan ve başka bir şekilde karşılanması mümkündür ancak SUYUN BİR ALTERNATİFİ YOKTUR, tüm Ankara’nın içme ve kullanma suyunun bir başka kaynaktan kullanılma imkanı yoktur. Kısacası suyun ve su ihtiyacının bir başka şekilde karşılanma imkanı yoktur.

    Geçmişte 10-15 yıl önce (2008) bu bölgemizde kuraklık olduğunda, barajlarımızın suyu kuruduğunda, Ankaramızın içme suyunun Kızılırmak’tan karşılanması yoluna gidilmiş, Kızılırmak’ın ağır metal içeren suyunun ne kadar arıtılırsa arıtılsın özellikle yeni yapılmış binalarda galveniz boruyla yapılan tüm bina içi tesisatları, musluk ile bataryaları çürütmüş, çamaşır ve bulaşık makinalarını bozmuş, Ankara halkına ve kamuya milyarca lira hasar açmış ve vazgeçilmiştir. 

    Bu suyu kullanan bizlerde ne tür bir hasar açtığı veya hastalık verdiği hakkında hiçbir açıklama ve araştırma bulunmamaktadır. Bu gerçekten haraketle köyümü, kentimi, insanını, ülkesini, vatanını seven, hakkını hukukunu koruyan, ömrünün büyük bir bölümünü kamuda ve bürokraside geçirmiş 48 yıllık bir mühendis olarak edindiğim bilgi, tecrübe ve araştırmalarım neticesinde yapılan inceleme ve değerlendirmelerimde; 

    Söz konusu bölgenin, İlimize içme ve kullanma suyu temin edilen Eğrekkaya Barajı uzun mesafeli havza koruma alanında, yerleşik alanı dışında yer aldığı tespit edilmiştir. Kurtboğazı-Eğrekkaya-Akyar Barajı Havzaları için havza koruma planı ve özel hüküm belirleme çalışması gerçekleştirilmiş olup hazırlanan koruma planı ve özel hükümler 29.12.2021 tarih ve 3713453 sayılı bakanlık onayı doğrultusunda 10.01.2022 tarihinde yerel gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. 

    Bu proje ile su kaynaklarının koruma planları belirlenmiş olup, havzanın mevcut durumu (jeoloji, hidrojeoloji, hidroloji, imar vb.) ortaya konmuş, gelecekteki nüfus projeksiyonları hesaplanmış, yeraltı ve yüzey suları açısından havzadaki hassas bölgeler belirlenmiştir. Söz konusu koruma planının 44. maddesinde “Havzalar genelinde hazineye ait alanlarda ve orman içi kadastral boşluklar ile orman içi tanımsız alanlarda, ağaçlandırma faaliyeti yapılır.” hükmü ve ASKİ Havza Koruma Yönetmeliği İkinci Bölüm Madde 3’de “İçme ve kullanma suyu temin edilen su kaynaklarının kirlenmesine, miktarının ve su veriminin azalmasına, rejimin bozulmasına neden olacak hiçbir faaliyete izin verilmez.” Hükmünün yer aldığı yine 16 hektarlık ÇED Alanı içerisinde tapulu şahıs parselleri, orman mülkiyetinde parseller ve mera tescilinde parseller bulunmaktadır. 

     Bu parsellerde çalışma öngörülmemekle birlikte ileriki yıllarda bu parseller içerisinde çalışma yapılması söz konusu olduğunda tarım arazileri ile ilgili olarak “5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu”, mera arazileri ile ilgili olarak “4342 sayılı Mera Kanunu” hükümleri dahilinde Ankara İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’ne, orman arazileri ile ilgili olarak 6831 sayılı Orman Kanunu hükümleri dahilinde Ankara Orman Bölge Müdürlüğü’ne başvuru yapılarak gerekli yasal izinler alındıktan sonra çalışma yapılacaktır. 

    Hazine arazileri ile ilgili olarak ise yetkili kurum olan Milli Emlak Genel Müdürlüğü’ne, gerekli başvurular yapılarak gerekli tüm izinler alınacak olup, gerekli izinler alınmadan faaliyete başlanılmayacaktır." ibaresine istinaden, yapılması planlanan faaliyet alanının ilimize içme ve kullanma suyu sağlayan Eğrekkaya Barajı uzun mesafeli koruma alanında kalması sebebiyle, Kurtboğazı-Eğrekkaya-Akyar Baraj Havzaları Özel Hükümleri ve Koruma Planı Madde 42: "Havzalar genelinde mevcut orman alanlarının korunması esastır ve bu alanlarda yapılacak olan silvikültür çalışmaları tür çeşitliliğini azaltıcı nitelikte olamaz." ve Madde 43: "Havzalar genelinde mevcut orman alanları, mera arazileri ile İl Tarım ve Orman Müdürlüklerince tarımsal niteliği korunacak alan olarak belirlenen araziler üzerinde tarımsal amaçlı yapı haricinde herhangi bir yapı yapılamaz." amir hükümlerine tabii olduğundan, söz konusu hükümler doğrultusunda bahsi geçen projenin uygulanması mümkün ve  uygun olmayacaktır.

    Yukarıda arz ve izah etmeye çalıştığım hususların yanı sıra, ilgili kanun ve yönetmeliklere , Ankara Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü yazılarında belirtilen görüşlere, ASKİ Genel Müdürlüğü’nün ve Kızılcahamam Belediye Başkanlığı’nın uygun değildir görüşleri de dikkate alınarak bahsi geçen projenin uygulanması mümkün ve uygun olmayacağından durdurularak reddedilmesini istiyor, talep ediyor ve tüm bu köyler ve Ankaralılar olarak da bekliyoruz. 

    5,5-6 milyon Ankara halkının temiz içme ve kullanma suyu, temiz hava ve temiz gıdaya ulaşma ve yaşam hakkının korunmasını istiyor, talep ediyor ve kayıtsız şartsız bekliyoruz. Birlikte bir empati yapalım, Ankara’da bir iki ay değil sadece 3-5 gün içme ve kullanma suyunun kesildiğini bir düşünelim; evlerimizde, işyerlerimizde, lokantalarda, restoranlarda nasıl bir yaşamla karşı karşıya kalacağımızı da düşündüğümüzde susuz bir hayatın mümkün olmadığını ve olamayacağını, suyun vazgeçilmez olduğunu, her şeyin bir alternatifinin olduğunu ama suyun bir alternatifinin olmadığı gerçeğini yaşamış, anlamış ve öngörmüş oluruz.

     Bunu düşünmeye ve bu empatiyi yapmaya devlette, kamuda, özellikle yetkisi, sorumluluğu olan teknik kişilerle, karar alıcı ve karar vericilerin özellikle de idari yargı organlarındaki hakimleri de bu hususları dikkat alarak karar vermeye davet ediyorum. Tüm bu hususlar çerçevesinde de bahsi geçen projenin uygulanmasının mümkün ve uygun olmayacağını, söz konusu projenin uygulanmasının durdurulmasını, iptal edilmesini istiyor ve talep ediyoruz.

    Ayrıca yine Yukarıkese köyü hudutlarında, Yukarıçanlı köyü hudutlarına 200 metre mesafede Karaçolu ve Balabaz mevkiinde izinsiz ve ruhsatsız sondaj çalışmaları yapılan çalışmalarından durdurularak taleplerin reddedilmesini, 

    Yine Yukarıkese köyü Seyhamamı sınırları ile Ayvacık köyü sınırlarının bitiştiği yerde orman alanı ve 101 ada 1 parselde yapılan maden aramacılığının durdurularak reddedilmesini,

    Yine Alveren köyünde izinsiz ve ruhsatsız olarak yapılan maden aramacılığı ile ilgili kazı çalışmalarının da durduralarak reddedilmesi hususlarında Kızılcahamam Kaymakamlığınca da gerekli işlemlerin yapılmasını da istiyor, talep ediyoruz .

    Ayrıca Kızılcahamam ilçemizin Çeltikçi beldesi Mahkemeağacı bölgesi, İka Maden A.Ş tarafından yapılan Linyit arama projesinin de yukarıda arz ve izah ettiğimiz üzere aynı gerekçelerle uygun olmayacağından reddilmesini istiyor ve talep ediyoruz.

    Bir diğer dilek, önerim ve beklentim de Ankara’nın içme suyu havzası olan bu bölgemizin, Tüm Kızılcahamam ve köyleri, tüm Çamlıdere ve köyleri, Gerede ilçesi ve köyleri ile yazıda bahsettiğimiz Çerkeş ilçesi ve köylerinden bu tür hiçbir ruhsatlandırma işleminin yapılmamasını, başlatılmamasını ve hassasiyet gösterilmesini istiyor ve bekliyoruz. 

Yukarıda arz ve izah ettiğim hususların dikkate alınarak talep ve isteklerimizin karşılanacağı inancı ile en derin saygılarımı sunuyorum. 25.10.2022

Yukarıkese ve İğceler köyü halkından

                    Kazım SARI

 

Adres : Yukarıkese Mah. Kızılcahamam ANKARA

           TC: ***********

GSM: ************

E-mail: **************



Bilgi ve Gereği İçin Dağıtım:

1-Kızılcahamam Kaymakamlığına

2-Ankara Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğüne

 


önemli not:

tarafımca Kazım Sarı bey haricinde cimere konu ile ilgili yapmış olduğum şikayet dilekçesinin cevabı

Söz konusu şikayet hususlarının daha önce de Müdürlüğümüze hem şikayet sahipleri hem de Kızılcahamam Kaymakamlığı tarafından ulaştırılmış olduğu, projenin ÇED-1 alanının topoğrafyasının eğimli olduğu, mücavirinde akar derenin ve konut, hayvancılık faaliyetlerine ilişkin yapıların, proje ait ÇED 1 alanının batı yönünde 210 m mesafede İğceler Köyünün, ÇED-2 alanın batı yönünde 240 m. mesafede Kasımlar köyünün bulunduğu tespit edilmiş olup, faaliyetin çevreye ekolojik dengeye etkisinin detaylı hazırlanması, ASKİ Genel Müdürlüğü ile Kızılcahamam Belediye Başkanlığı’nın görüşlerinin olumsuz olması, faaliyet için üretimden dolayı nakliye yolu güzergâhı üzerinde kamyonların çalışmasının trafik yoğunluğunu ve yolun tozlanma etkisini artırması sebebiyle doğal çevre ve yöre halkı üzerinde çevresel baskı yaratacağı ve tüm bu hususlar doğrultusunda ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile yöre halkının da görüşlerinin alınması gerektiği, tarafımızca çevresel etkilerin daha detaylı incelenmesi sebebiyle söz konusu proje için ÇED Raporu hazırlanması gerektiği kanaatine varıldığından Valiliğimizce “ÇED Gereklidir” kararı verilmiş olup, bu karar ile "ÇED izni" olarak tabir edilebilecek izin verilmemiş olup, bundan sonraki süreçte daha kapsamlı olarak ÇED Raporu hazırlanıp Bakanlığımızca sürecin tekrar değerlendirileceği hususunda bilgilerinizi ve gereğini rica ederim.



 

SEVGİLİ YUKARIKESE KÖYLÜLERİM VE SİZ DEĞERLİ ÇEVRE KÖYLÜLERİME

DUYURUMDUR. 

        23 Ağustos 2022 tarihli sizlere müjdelediğim yazımda belirttiğim gibi, köyümüz Ardıç meramızın bir özel şirket tarafından GES güneş tarlası yapılması, elimizden alınması sürecini hiç nefes almadan takip ederek, 17 Ağustos 2022 tarihli Mera Komisyonunun gündeminden geri çektirerek durdurduğumuzu sizlere müjdelemiştim.         Gerek prosedürün tamamlanması gerekse sürecin tamamen sonlandırılması için 31 Ağustos 2022 tarihli Mera Komisyonu'nun gündemine alınıp reddedilmesini planlamış ve öngörmüştüm, ancak Mera Komisyonun gündemine alınmaması üzerine bir sonraki Mera Komisyonunun gündemine alınması, reddedilmesi için de görüşmelerimi yaptım, temaslarda bulundum.7 Eylül 2022 tarihli Ankara İl Mera Komisyonu'nun gündemine alınarak reddedilmek suretiyle de sürece son noktanın konulmasını da sağlamış olduk. BU SON GELİŞMEYİ DE SİZLERE MÜJDELİYORUM. 

        Bu yaptıklarımızla sadece Ardıç meramızı değil köyümüze ait tüm meralarımızı Çıkrık dahil kurtarmış olduk. Diğer meramızla ilgili dosyaların da hazırlanmış ve ilgili yerlere verilmiş olduğunu biliyorduk hepsini kurtarmış olduk.     

    Ben bu çalışmamla sadece Ardıç meramızı ve köyümüze ait meraları kurtarmadım, yöremizdeki 17 köye ait meraların da güneş enerji sisteminin kurulmasını önlemiş kurtarmış oldum. Şöyle ki yöremizdeki Yukarıkese köyümüz dahil Yukarıçanlı, Belpınarı, Salın, Yağcıhüseyin, İyceler, Hıdırlar, Kasımlar, Süleler, Kavaközü, Beşkonak, Ayvacık, Bulak… köylerinin meralarını da kurtarmış olduk. 

        2013 yılında yöremizdeki 17 köy muhtarından Kızılcahamam Kaymakamlığınca meralarımıza güneş enerji sistemi (GES) kurulması ile ilgili imza attırılarak izin alındı ve sürec bu noktaya geldi, Eğer bu girişimi engellemeseydik silsileler halinde devamı gelecek ve buralara da Güneş enerji sistemleri kurulacaktı bu planlanmış bir projeydi, bizim Ardıç meramızdan sonra bu 17 köyümüzün meralarına güneş enerji sisteminin kurulmasının da yolu açılacaktı. 

        Biz bunu önlemiş ve önüne geçmiş olduk. Bu gurur bana ve hepimize yeter. 23 Ağustos 2022 tarihli müjdeler olsun yazımda sizlere belirttiğim gibi köyümüzde bir toplantı yapıp bunu şölene çevirmek için toplanacaktık.         

        Ancak bela geliyorum demez gelir, yine köyümüzün Seyhamamı mahallesi Şerbetçi mevkii ile ilgili bir kiralama talebinde bulunulduğu haberi bana verildi. Yine hemen faaliyete geçtim görüşmelerimi temaslarımı kurdum. 

        Biz meralarımızın kurtarmanın sevincini, heyecanını, mutluluğunu, gururunu yaşarken bunu sizlerle paylaşırken, köyümüze ait Seyhamamı Mahallesi'ndeki Şerbetçi mevkiindeki hazineye ait arazinin 49 yıllığına kiralanması ile ilgili özel bir şirketçe talep yapıldığı ve bu taleple ilgili olarak da ilgili kurum kuruluşlardan görüş istenildiği bilgisini alır almaz, ben tüm dikkatimi günümü ve zamanımı bu işin engellenmesi talebin reddi üzerine yoğunlaştırdım, temaslarımı görüşmelerimi hiç ara vermeden yaptım ve bu talebin reddedilmesi hususunda taleplerimi isteklerimi sıraladım. 

        Şerbetçi mevkiinde 49 yıllığına kiralanması istenen hazineye ait arazinin kiralanması ile ilgili talebin işlemlerinin reddi için Sayın Bakanım Murat KURUM'la ve ilgili kurum ve kuruluşlarla tek tek irtibat kurdum, temas kurdum, görüşmelerimi yaptım ve nihayet 30 EYLÜL 2022 ( BUGÜN) İTİBARİ İLE DURDURULDUĞUNU VE KİRALAMA TALEBİNİN REDDEDİLMESİNİN SAĞLADIĞIMIZI SİZLERE MÜJDELİYORUM HEPİMİZE HAYIRLI OLSUN. 

        Çok sevinçliyim, heyecanlıyım, mutluyum gururluyum köyümüz meralarının da hazine arazilerinin de köyümüzün tabiatını, yaylasını, ormanını da korumuş olmaktan, köyümüzün de köy olarak kalmasını sağlamış olmaktan çok mutluyum.                 Biz bu arada bu sevincimizi, heyecanımızı mutluluğumuzu, gururumuzu paylaşmak için de sizlerle bir araya gelmek ve bunu bir şölene dönüştürmek için Eylül ayı başlarında bir piknik ve toplantı yapmayı planlamış öngörmüştüm ancak Seyhamamı mahallemizdeki hazineye ait arazilerin kiralanması işi ortaya çıkınca, ertelemek ve bu işi de bertaraf ettikten sonra bir araya gelmeyi uygun görmüştüm.             Ancak sürecin uzayıp bugünlere gelmiş olmasından dolayı da bir toplantı yapmadan sizlere tüm bu hususları bu mesajımla duyurmak müjdelemek istedim hepimize hayırlı olsun. 

        Bizim köylerimiz için vazgeçilmez olan, olmazsa olmaz olan meralarımızın, hazine arazilerimizin, yaylalarımızın, tabiatımızın korunmasıdır. Bunu da ne mutlu bana ve bizlere sizlerden aldığım güçle yaptık. BU BİZİM KÖYÜMÜZ VE KÖYLERİMİZ İÇİN MİLATTIR, bu vesileyle ile bizim de çocuklarımıza torunlarımız dahil gelecek nesillerimize anlatacak bir hikayemiz ortaya çıkmıştır. 

        Bu sevinci herkesin birbiriyle paylaşmasını diliyor istiyorum. Bu sevinci heyecanı mutluluğu gururu duyan, hisseden herkese ve paylaşan tüm köylülerimize teşekkür ediyorum. Bu sevinci, gururu, heyecanı ve mutluluğu duymayan, görmemezlikten gelen, paylaşmayan hiçbir Yukarıkese köylü, köyünü seviyor diyemem. 

        Olsa olsa o tür insanlar içimizde varsa, ki ben olmayacağını düşünüyorum, sadece bencilce kendilerini seviyor olsalar gerektir. 

        Ne mutlu biz Yukarıkese köylülere, ne mutlu bizlere ve civar köylülerimize, ne mutlu ata toprağına köyü'ne ve özüne sahip çıkanlara, birlik ve beraberliği tesis etmenin gayretinde olanlara, geçmişine ve geleceğine sahip çıkanlara... 

        Biz biliriz ki köy vatandır, vatan sevgisi köyden, köyümüzden başlar Mîsâk-ı Millî hudutlar dahilinde de doruğa çıkar. Köyümüze sahip çıkmanın onurunu gururunu yaşamaktan sevinç duyuyoruz, bu süreçte benim talep ve isteklerime cevap vererek çözümünü gerçekleştiren benim ve köyümüzün yanında duran Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Sayın Murat KURUM’a ,Sayın Cumhurbaşkanımızın Özel Kalem Müdürü Büyükelçi Sayın Hasan DOĞAN'a teşekkürlerimi sunuyorum. 

        Yine köyümüze ait kullanılmayan ilkokulumuzun Milli Eğitim Bakanlığınca her ilçede 5 ilkokulun yaşam merkezi olarak düzenlenmesi işinin fikir babası olarak köyümüz muhtarı Şahin BÖLÜK’le birlikte Kızılcahamam Belediye Başkanlığımızca tüm dış cephe ve iç cephe onarımlarının, boyalarının, tamiratlarının yaptırılması ve güzel bir şekilde işler hale getirilerek özellikle çok amaçlı yaşam merkezi olarak hizmetine açılmış olması dolayı da yine çok mutluyuz. 

        Yaşam merkezinin kışın yakacak ihtiyacı ile ihtiyaç halinde de çay ikramının da karşılanması sağlanacaktır. Ayrıca yaşam merkezinin ön tarafına da oturmak için banklarıda temin edilecektir. 

        Bu vesile ile köyümüz muhtarı ve bizlerin iş ve hizmetle ilgili talep ve isteklerini yerine getiren Kızılcahamam Belediye Başkanımız Sayın Süleyman ACAR’a, , Belediyemizin Fen İşleri Müdürü Ömer BARUN’a, ve tüm çalışma arkadaşları ile İlçe Milli Eğitim Müdürümüze teşekkürü borç biliyoruz. 

        Yine köyümüz muhtarı ve bizlerin iş ve hizmetle ilgili talep ve isteklerini yerine getiren Ankara Büyükşehir Belediye başkanımız Mansur YAVAŞ ve tüm çalışma arkadaşlarına da çok teşekkür ediyoruz. 

        Bu vesile ile Büyükşehir Belediyemizce köyümüze kazandırılan ve de 1 Ekim 2022 cumartesi günü açılışı yapılacak olan(Açıldı) Kültür Evine katkı ve öncülük etmelerinden dolayı muhtarımız Şahin BÖLÜK’e, Mehmet AKYOL’a ve dernek yönetimine, yine Bakacak yolunun yapımında katkılarından dolayı Şahin BÖLÜK’e, Ali KAZAN ve Mehmet AKYOL’a ayrı ayrı teşekkür ediyorum. 

        Gerek telefonla arayarak gerek se mesaj yoluyla Mehmet AKYOL tarafından yapılan nazik davetlerine de teşekkür ediyorum. Özel bir sebeple aralarında olamayacağım içinde şimdiden köyümüze hayırlı olmasını diliyorum tüm köylülerime selamlarımı ve sevgilerimi sunuyorum. 

        Bir diğer dilek ve umudum ile öngörümde Büyükşehir yasasının değiştirilmesi, kaldırılması ve köylerimizin de köy olarak kalmasıdır. Bu süreçlerin tamamında hiç kimselere duyurmadan sessiz ve sedasız, olması gereken yerlerde de anında olmak suretiyle çok büyük bir uyumla süreçleri birlikte tamamlamamızdan dolayı köyümüz muhtarı Şahin BÖLÜK’e ve dernek yönetimine , yine bu süreçte kayıtsız şartsız benim yanımda duran Yukarı Çanlı Muhtarı Necip ORAL ve dernek başkanı Altan YILDIZ’a, Belpınar muhtarı Mehmet ÖZÇELİK ve dernek yönetimine, Salın muhtarı Eşref AKÖZ’e , Yağcıseyin muhtarı ve Hüseyin SARI’ya İyceler muhtarı Harun ERDEM ve Dernek yönetimine, Hıdırlar muhtarı Lütfullah TÜFEKÇİ ve dernek Başkanı Yusuf BAKİ’ye, Kasımlar Muhtarı Ali İhsan ALKAN’a , Süleler muhtarı Ahmet ŞENAY’a… ve bu süreçte benim ve köyümüzün yanında duran tüm hemşerilerimize sevgiler teşekkürler. . 

        Biz köyümüzün yaylalarını, meralarını ormanlarını, hazine arazilerini atalarımızdan babalarımızdan devir aldık şimdi sıra bizde, çocuklarımıza torunlarımıza ve gelecek nesillerimize de aynı şekilde intikal ettirmek bu hikâyeyi yazmak da bana ve hepimize nasip oldu ne mutlu bizlere. 

        Köyümüzde hiçbir ikilik yaratılmasına müsaade etmeyeceğiz kesinlikle bir ve beraber olduğumuzda çok daha güçlüyüz en büyük örneği bu benim son yaptığım çalışmalardır ben sizden aldığım güçlerle bunları yaptım başardım ne mutlu bana, ne mutlu biz Yukarıkese köylülere… 

        Sizlerin teşekkürleri duaları bana güç verdi benim için, bizim için Sipahiler neyse Seyhamamı odur, orta mahalle odur, aşağı mahalle odur, yukarı mahalle odur yani biz bir ve bütünüz hiçbir kimse bizim aramıza nifak sokamayacağı gibi ikilik de yaratamaz hem müsaade etmeyiz hem de hep birlikte güçlüyüz, hep birlikte büyürüz ne mutlu biz Yukarıkese köylülere..! 

        Köyümüz meraları ile ilgili ben bu çalışmaları yaparken köyümüzde büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinin ne kadar önemli olduğunu meralar açısından çok iyi gördüm ve anladım. Bu sebeple köyümüzde hayvan yetiştiriciliği yapan İbrahim KAZAN, Yavuz KAZAN’a Beyler DÜNDAR'a, Süleyman AKTAŞ’a Mehmet Ali AKSU'ya, Habip AKBULUT’a, İdris YALÇINKAYA’ya ve diğer hayvan yetiştiriciliği yapan ve yapacak olan herkese köyüm adına ülkeme kattıkları katma değer adına teşekkürü borç biliyorum. 

        Kısacası şov yapmadan SESSİZ SEDASIZ eylemi yapıp sonra söylemi yapmak ve yapılanları sizlerle paylaşmak prensibimdir bu şekilde de bu süreçlerin hepsini bir bir tamamlayıp sizlerle paylaşıyorum yazıyorum. Vatan mevzu bahisse gerisi teferruattır. 23 Ağustos 2022 tarihli yazımda teşekkür bölümünde Sayın Cumhurbaşkanımızın Özel kalem müdürü Büyükelçi Hasan DOĞAN ve Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat KURUM’a teşekkürlerimi, sevgilerimi, saygılarımı, şükranlarımı bildirmiştim şimdi tekrar tekrar arz ediyorum, saygılarımı sunuyorum. Sevgilerimle ve selamlarımla. 

 30 Eylül 2022 Kazım SARI

Köyümüz Ardıç merası ile ilgili

 

SEVGİLİ KÖYLÜLERİMİZ GÖZÜMÜZ AYDIN

    Sevgili Yukarıkese köylülerimiz özel bir şirket tarafından köyümüze ait takribi 900 dönümlük Ardıç meramıza ve sonrası diğer meralarımıza güneş tarlası GES (GÜNEŞ ENERJİ SİSTEMİ) kurulması planlanan ve yapımı ile ilgili son aşamaya gelinen güneş tarlası GES kurulması projesi ile ilgili işlemler önce Ankara Valiliği, Ankara İl Tarım Orman Mera Komisyonu'nun 17 Ağustos 2022 toplantısının gündeminden geri çektirilmiş, sonrasında da tamamen durdurulmuş olup köyümüz, Ardıç meramız ve diğer meralarımıza kesinlikle GES kurulmasının önlenmiş olduğunu büyük bir sevinç ve gururla sizlere müjdeliyorum.

    Bu konuda benimle aynı düşüncede olup ,aynı duruşu gösteren tüm köylülerime ve de benim mesajlarımı telefonlarımı cevaplayan talep ve isteklerimi yerine getiren Ülkemizin, Memleketimizin ve Yöremizin gururu ve değerleri Cumhurbaşkanımız Özel Kalem Müdürü Büyükelçi Sayın Hasan DOĞAN'a, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Sayın Murat KURUM'a ve tüm kamudaki görevli ve yetkililerimize şahsım ve tüm köylülerimiz civar köylerimiz ve Kızılcahamam'ımız adına teşekkürlerimi, sevgilerimi, saygılarımı  ve  şükranlarımı sunuyorum..!

    Bilindiği üzere Kurban Bayramı öncesi Arefe günü, Ardıç meramızın kurtarılmasıyla ilgili 8 Temmuz 2022 tarihli köyümüzde yaptığımız toplantıda açıkladığım üzere Ardıç meramızı vermeyeceğimizi,tek başıma da olsam mücadelemi köyümüz adına sonuna kadar yapacağımı, avukat tutmak gerekirse kendim tutacağımı açıklamış ve sizlere söz vermiştim. 8 Temmuz 2022'den bugüne 23 Ağustos 2022'ye kadar bir günlük tutar gibi yaptığım tüm çalışmaları,görüşmeleri ve bu konuda oluşmuş ve oluşturulan evrakları yine köyümüz değerlerinden Mevlüt Aktaş, Ahmet Akif Sarı'ya ve köyümüz muhtarı Şahin Bölük'e bir bir yazmış, göndermiş, bugün de ilk müjdeyi onlara vermiş ve sizlere de buradan bilgi vererek geçtiğimiz hafta 17 Ağustos 2022 itibariyle önce Mera Komisyonunun gündeminden bu kararı geri çektirerek sonrasında da tamamen durdurmuş olduğumuzun sevincini, gururunu tüm köylülerimize müjdeliyor ve köylülerimizin de bu sevinci ve gururu birbiriyle paylaşmalarını istiyor ve rica ediyorum.

    Önümüzdeki günlerde de köyümüzde bu konuda bir toplantı yaparak yaptıklarımızı ve nasıl başarı elde ettiğimizi de sizlere anlatacağımın bilinmesini önemle duyuruyorum.Biz dava açmayacağız artık bizim dava açmak, avukat tutmak gibi bir problemimiz kalmamıştır, sorun bir daha gündeme gelmemek üzere kökten çözülmüştür.

    Bu süreçte benimle beraber olup,bana inanan ve güvenenlere teşekkürlerimizi borç bilir, bu süreçte benim yanımda durmayan,meralarımızın kurtarılmayacağını düşünen ve yayan köylülerimize ise köyümüzün sahipsiz olmadığını, dün köyümüze sahip çıktığımız gibi bugün de yarın da köyümüze sahip çıkacağımızı taşına, toprağına, ormanına, merasına, insanına sahip çıkacağımızın bilinmesini önemle sizlere duyuruyorum.

         Sevgi ve selamlarımla..  

                    Kazım SARI  23.08.2022

  BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE YASASI derhal yeniden ele alınarak köylerimiz mahalle ve Kırsal mahalle olmaktan çıkarılıp yine köy yapılıp hürriyetlerine kavuşturulmalıdır.



Şehirde yaşayan vatandaşlar köylerine dönmeye başlayınca tarlada, merada, ev yeri yapmada, ekip-biçmede sıkıntılar zuhur etmeye başladı. * Bu nedenledir ki devlet, Büyükşehir Belediye Yasası ile köylülerden alıp, Milli Emlak’a, Belediyelere, Hazineye verdiği arazileri acilen iade etmeli, orman arazileri ve hatta ormanlar köylülerin kullanımına tahsis edilmelidir. “ BİR TARIM ÜLKESİ OLAN TÜRKİYE’DE TARIM VE HAYVANCILIKTA SORUNLARI GİDERİLMESİ İÇİN ACİLEN RADİKAL KARARLAR ALINMALI ” Biz bu iddiayı yıllar önce hükümet yetkililerine ilettik. Hatta zamanın Tarım Orman ve Köyişleri Bakanı Mehti Eker ile 45 dakika baş başa konuşmuştuk. Kendisine önemli veriler sunduk. İktidarın başka bireyleri ile de görüşüp raporumuzu sunduk. Sunduğumuz bu rapordan bir iki madde alıp diğer tarafını askıya aldılar. Oysa bundan 6-7 yıl önce bizim bu teklifimiz tam anlamı ile değerlendirilmiş olsaydı… Evet gerçekten değerlendirilmiş olsaydı bu gün bu anlamda bu olumsuzluklar başımıza gelmeyecek, iktidarımız bir nevi zora düşmeyecekti.      Sürekli olarak ifade ettiğimiz bir husus daha var , “ Devletimizi idare edenler Türkiye’yi Anadolu’yu Anadolu insanını gerektiği şekilde tanıma erdemini göstermiş olsalardı Tarım, Hayvancılık, Sebze ve Meyvecilik bu günkü ağır şartlarda karşımıza çıkmayacaktı.”             


ŞU GERÇEKLER DOĞRULTUSUNDA ACİLEN TEDBİR ALINMALI 
1- Bir nevi Türkiye’nin başına dert olan Büyükşehir Belediye Yasası acilen değiştirilmeli, İstanbul ve İzmit’in dışındaki illerde İl Özel İdareleri yeniden hayata geçirilmeli, unvanları değiştirilen köyler mahalle veya Kırsal mahalle olarak değil, yeniden köy olarak anılmalı ve köyler hürriyetlerine kavuşturulmalı.   
 2- Köylerde birleşik arazilerin kardeşler arasındaki vesayet anlaşmazlıklarının kaldırılması için yeni bir kanun çıkarılmalı, köyünde iştigal eden, üreten ve hayvancılık yapan veya yapma kararlılığı içinde olan kardeşlere avantaj yaratacak kanuni uyarlamalar yapılmalıdır. 
3- Tarımda reform planı acilen hayata geçirilmeli, bu manada bilimsellik ön plana çıkarılarak * Öncelikle hayata geçirdiğimiz “ Tarım Akademisi “ devlet işbirliği ilişkilerine önem verilmeli ve Tarım Akademisinde görevli arkadaşlar ile devletin alt kademesinden teknik bir ekip hazırlık çalışmalarını ikmal edip acilen verimli hale getirilmelidir. * Tarım liseleri faaliyete geçirilmeli, liseyi bitiren öğrencilerin büyük bir bölümü Ziraat Fakülteleri ve Mesleki Eğitim Fakültelerine yönlendirilmelidir. Ziraat Fakülteleri mezunları ve fakültenin akademisyenleri gerçek manada Anadolu’nun şartlarına göre eğitim ve öğrenim görmeli, mezun olanların ayakları toprak yüzü görmeli, köylü ile haşır-neşir olarak çözüm yolları aramalı.     
4- Köyüne dönen vatandaşlara -başta emekliler olmak üzere -avantaj sağlayacak tedbirler alınmalı, tarımla iştigal etmeye başlayan, bağında-bahçesinde üretim yapmaya istidat gösteren ve hayvancılık yapan köylülere önce seyyanen ödeme yapılmalı, daha sonra işini geliştiren ve profesyonelleşen üreticilere ( yetiştiricilere ) faizsiz kredi verilmelidir.    
 5- Özellikle şehirden köye dönüş yapan vatandaşların ev yapmaları için kolaylık sağlanmalı, plan ve projeleri devlet tarafından yapılmalıdır. ( Bu günkü şartlarda köyüne ev yapmak isteyen vatandaşlardan belediyeler yüklü miktarlarda para tahsil ediyor. )     
6- Köyde ev yeri olmayan vatandaşlara devlet arazilerinden yer tahsis edilmeli bu araziler üzerine ev yapmak isteyen vatandaşlar uzun vadeli hiç faizsiz kredilerle desteklenmelidir.     
7- Büyükşehir Belediye Yasası ile devlet tarafından alınan köy mücavir alanındaki ekilip-biçilen araziler, meralar, köy odaları, köy konakları, göletler, taşınır- taşınmaz tüm mal varlıkları köy tüzel kişiliğine iade edilmelidir.     
8- Orman arazileri ve meralar köylülerin kullanımına tahsis edilmelidir.     
9- Hatta Ormanlar, (Anayasa değişikliği yapılarak ) orman köylülerine şartlı ve sözleşmeli olarak verilmeli, daha çok ağaç yetiştirme ve yeşil alan şartı konulmalıdır.     
10- Çiftçilerin-Köylülerin kullanacağı mazota ve elektriğe % 50 nispetinde sübvansiyon uygulanmalı.      
11- Köylülerin içme suyu ücretsiz olmalı; üretim yapanların sulamada kullandıkları sudan ya hiç para alınmamalıdır. 
12- Hayvan yetiştiricilerinin-Çiftçilerin kullandığı tohumun, gübrenin, ilacın yerli olması sağlanmalı, gübre ve ilaç fiyatlarında sübvansiyon uygulanmalıdır. 
13- Hayvan yetiştiricileri için devlet, hayvanların yaylımı için otlakıyeler-çayırlar tahsis etmeli, bu çayırların veya otlakıyelerin içinde hayvanların su ihtiyacını gidereceği yalaklar, oluklar, göletler olmalı, hayvanlar için dinlenme barınakları yapılmalı bu alanlarda devlet her türlü imkanı sağlamalıdır. 
14- Hayvanların gün boyu yayılma esnasında sahiplerinin gelip ağımını yapmaları için kolaylıklar sağlanmalıdır.                                            
 GEREKÇELER
 Bir tarım ve hayvancılık ülkesi olan Türkiye’de her iki alanda da akıl almaz bir şekilde ithalat yapılıyorsa bunda bir yanlışlık, bir anlaşılmazlık, bir ihmalkârlık ve beceriksizlik var demektir. Konuya neresinden değerlendirirsek değerlendirelim, bir çıkmazın içinde olduğumuz muhakkaktır.     Biz yıllarca önce fikirlerimizi açıklamış, devlet ve hükümet organlarına iletmiştik. Açıkça ifade etmek gerekirse o zamanlar bizi dinlediler , konunun vahametini anlayamadılar. Ancak, bizim o günlerde gündeme getirdiğimiz köycülük, kırsal alanların önemi, hayvancılık, köyden şehre göç yüzünden üretimin günden güne azaldığı ve bugün Türkiye’nin en büyük sorunu haline geldiği muhakkaktır.     Şayet yaşam kalitelerinde tehlike görmemiş, şehirde yaşamanın keşmekeşliği gün yüzüne çıkmamış olsaydı belki de bu günkü tasalarını-husalarını dile getirmemiş olacaklardı. Netice olarak, Bulgaristan’dan Saman, Suriye’den patates ve soğan, Sırplardan Et, Rusya-Ukrayna ve hatta ABD başta olmak üzere birçok ülkeden buğday, denizaşırı ülkelerden sığır ve daha birçok ülkeden tarım ve hayvan ürünleri ithal ediyorsak bu kötü gidişe DUR demenin zamanı gelmiş hatta geçmektedir.  
  

 “ KÖYE DÖNÜŞ “ PROJESİ İLE İLGİLİ ÖNE ÇIKAN BAZI GÖRÜŞ VE DÜŞÜNCELERİMİZ
 Projenin anlaşılabilir olması bakımından -teferruata girmeden- bir özet sunmak istiyoruz 
şöyle ki;        
 1- Şehirden köye dönen vatandaşlara 100 bin lira yol parası verilmeli.        
 2- Köyüne dönüp bağı-bahçesi ile iştigal eden küçük çaplı üretime başlayan vatandaşlara seyyanen 200 bin lira verilmeli.     
 3- Hayvancılık ve çiftçilikle iştigal eden, yani üretim alanlarını genişletme gayretinde olan, azim ve iradesini ortaya koyan, ileriye yönelik projeleri olan orta halli köylü vatandaşlara seyyanen 500 bin TL faizsiz kredi verilmelidir. 
4- Hayvancılık, arıcılık, tavukçuluk, tarla, bağ-bahçe ile iştigal eden köylülere 200 ila 400 bin lira faizsiz kredi verilmelidir.
 5- Şehirden köye dönen vatandaşlar ev yapmak istediklerinde uzun vadeli faizsiz kredi verilmeli, hükümet veya belediyeler her türlü kolaylığı sağlamalı ve destek vermelidir.
 6- Ev yeri yoksa devlet arazilerinden bedelsiz ev yeri verilmelidir. 
7- Köyüne dönen, ekip-biçecek arazisi, tarlası, bağ-bahçe yapacak yeri yoksa devlet arazilerinden -orman köylerine- orman arazilerinden ( şartlı ve taahhütlü olarak ) yer tahsis edilmelidir.
 8- Ormanlar köylülere ( Şartlı ve taahhütlü olarak ) 20-30-40 yıllığına verilmelidir. Gerektiğinde bu konuda Anayasa değişikliğine gidilmeli. 
9–Üretim ve verimlilik elde eden ( üreten ) köylülere içme suyu ücretsiz olmalı, çeşmeler, pınarlar, göletler, küçük çaplı barajlar, sulama kanalları yapılmalı ve hiçbir şekilde ücret alınmamalıdır. 
10–Büyükşehir Belediye Yasası ile köylülerin ellerinden alınan ata yadigarı köy odaları, kendi imkanları ve az sayıda devlet desteği ile yapılan köy konakları, köy tüzel kişiliğine ait ekip-biçilebilir, üretilebilir bağlar-bahçeler, araziler köy tüzel kişiliğine iade edilmeli. 
11 – Devletin, vatandaşlar üzerindeki şehirde yaşama hevesinin kırılması için psikolojik çalışmalar yapılmalı, bu yönlü bilimsel toplantılar yapılarak, eğitim seminerleri düzenlenmelidir.  
12 – En önemlisi, bir süre önce hayata geçirilen ve üretimin bitmesi, köyden şehre göçü körükleyen, devletin bu manada sıkıntılı durula düşmesine neden olan unsurlardan biri olan BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE YASASI derhal yeniden ele alınarak köylerimiz mahalle ve Kırsal mahalle olmaktan çıkarılıp yine köy yapılıp hürriyetlerine kavuşturulmalıdır. 
• Söz konusu bu yasa maalesef İstanbul ve İzmit’in köyleri göz önünde bulundurularak, Anadolu’yu bilmeyen-iyi tahlil etmeyen devlet adamları tarafından ( biraz da oy kaygısı ile ) çıkarılmış olup son yıllarda çıkan yasalar arasında en arızalı yasa olarak tarihe geçmiştir.    
 • Gerçi hükümet son birkaç yıldır, köyde üretim yapanlara imkanlar tanımışsa da yeterli verimlilik elde edilebilmiş değil, köylülerin ihtiyaçları karşılanabilmiş değildir. Özellikle biz, emeklilerin köylerine dönmelerini hedefliyor ve bu manada yaptığımız kamuoyu yoklamasında projenin daha rahat uygulanabileceği, üretim ve verimliliğin daha kısa zamanda hayata geçeceği kanaatine varmış bulunuyoruz.
 •Ankara Meclisi Başkent Anadolu Platformu’nun değerli mensupları olarak sizlerin; bizim bu çalışmamıza katkı sağlamanızı, fazlalıklarını gidermemize, eksikliklerimizi tamamlamamıza görüş ve düşüncelerinizi iletmenizi istirham eder saygı, sevgi ve başarı dileklerimi sunarım.    
 MEHMET AKYOL ANKARA MECLİSİ BAŞKENT ANADOLU PLATFORMU GENEL BAŞKANI Tel: 0530 464 63 77 whatsapp hattı: 0532 169 63 77



Türkiye Anadolu Haber